şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2010 Cumartesi

BİLDİĞİM ŞEHİR




Bilmediğim şehirler büyük gelir bana!
Kıvrılırken köşe bucak yollarda ; mutlaka mavi bir deniz ararım..
Hayal meyal sen görünürsün!
O vakit güneşi görsem de olur görmesem de!
Bilmediğim şehirler büyük gelir bana,
Burnumda lodos rüzgarlarıyla coşan saf yosun kokusu..
Kulağımda şen kalabalıklığın çılgın uğultusu..
İstanbul mehtabı karşımızda!
Vuslatın sevinciyle seyirdeyiz enfes parlak ışığını..
Ne sen ne de ben engel olamıyoruz deli sabırsız zamana...
Akrep de yelkovan da bize nispet; vedadan yana..
Bildiğim şehirdeyim ne de olsa!
Doğduğumdan beri doya sıya yosun kokusunu teneffüs ettiğim;
En küçük tepesinden mavi denizimi özgürce görebildiğim,kalabalık koca sesli şehirdeyim.
İstanbul heyecanlı,bir o kadar da neşeli..
Bu bildiğim şehirde hiç bu kadar parlak görünmemişti yıldızlar gözüme..
Ay dolunayda,dolunay tüm cömertliğiyle seni,beni,şehrimi aydınlatma telaşında;
İstanbul özlem duyduğu bir Ağustos gecesinin sarhoşluğuyla sabaha devredecekken sihirli karanlığını..
Uğurlamak istemiyor misafirini,
Çaresizce yaşlı gözlerini siliyor,
Umutlu bekleyişlerle avunuyor koca şehirde yalnız başına,derin bir hüznün girdabında...


MERVE UTANDI-AĞUSTOS 2010/GÖZTEPE

25 Ocak 2010 Pazartesi

Chopin "Fantasia"

Ne komik ve ne içli bir hikayesi var benim için Chopin'nin Fantasia eserinin...Teknolojik ve ruhsuz gelebilir böyle önemli bir eserin ben de uyandırdıkları..Bir dönem cep telefonumun melodisi “Chopin Fantasie” idi... Nasıl kavrardı elim çantanın dibinde gezintiye çıkmış telefonumu.Çaldığı anda onun; telefon ekranından bana yansıyan ismi içimi aydınlatırdı. Dünyalar benim olurdu.Kimi zaman bu melodi ben fön çektirirken çalardı. Onca gürültülü metalik sesin arasından duyardım,heyecanla...Zaman dururdu ve sadece onu düşünürdüm..

Yıllar geçti ve ben bu melodiyi bir sürü işin çıkmazında yoğunlukla boğuşurken duyuverdim.Tıpkı o günlerdeki gibi atıverdi kırgın kalbim.Değişik bir histi bu sefer hissettiklerim.Yüreğimde derin bir boşlukta asılı kaldılar ahenk içinde dans eden notalar!

Sevinsinler mi, ağlasınlar mı bilemediler.. Öylece her tuşun sahibi notalar ; sıralarını beklediler, dinlemediler kalbimin sesini, akıp gitti Chopin’nin ünlü Fantasia ‘sı…Chopin’nin Fantasia’sı nasıl çalmaya devam edip,kulaklarımdan süzülüp yüreğime hızlı inişlerle,onu dinleyip üzülmek istemeyen yüreğimi dinlemediyse “O” da dinlememişti beni.

Birgün acı sonla biten bir hikayenin son satırlarını okumuştu bana,telefonda.Kendince güçlü,büyük cümlelerini kurdu aceleyle,ürkek kahvemsi gözlerinin bakışını görebiliyordum karanlık odamda kapadığımda yaşlı gözlerimi.Akmamalıydı lanet damlalar.Ses tonum aynı kalmalıydı, en ufak bir bozulma olmamalıydı.Mümkün müydü peki koca bir acı düğümü boğazımda nefesimi tıkarken?

“Sen kardelen çiçeğisin,üzülmeyi haketmiyorsun,güzelliklere layıksın” sözleriyle; belki her kulağın duymaktan usandığı halde, devleştirdiğimiz,yücelttiğimiz söyleyenin dudaklarından duyulduğunda özel zannettiğimiz ama bir o kadarda sıradan cümleleri kurarak ardına bakmadan, son söyleyeceklerimi duymadan,kapamıştı telefonu, çekip gitmişti hayatımdan kendince.Ne kadar da bencildi. Kaçmak acizlikti. Savaşmaktan korkmuştu, oysa çok da abartılacak,aşılamayacak problemler değildi.

Neden Mona Roza şiirinin en can alıcı dizelerini unutamadı onun sesinden kulağım.Konuşmayı,her konuya bir hikaye anlatmayı severdi.Tonlamaları,sesinin buğusu,alçalması,deli yükselişleri unutulacak gibi değildi. Madem çekip gidecekti de ,gri bir İstanbul akşamında çiseleyen yağmurun altında yeni aldığım parlak küpelerime bakıp “çok zevkli,yakışmış sana” dedi..

Onun karşısında ağzını bıçak açmayan benim suskunluğumu bile bile neden o güzel şiiri bana yazıp hediye etti?

KARDELEN ÇİÇEĞİ

Ve sen gelirsin aklıma...
Ve yıldız yıldız gözlerin...
Şarkılar seni söyler;
Ve sen şarkı söylersin!
Ve sen gelirsin aklıma...
Başka diyarlara kaçarım;
Ve çeker gidersin sonra,
Sen bir hayalsin anlarım!
Ve sen gelirsin aklıma...
Saçların dağıtır beni...
Ve gözlerin hayata inat;
Ve bir şiir anlatır ancak seni!
Ve sen gelirsin aklıma...
Ve sen “kardelen çiçeği”.
Her şey gerçek, sen yalanmısın?
Yoksa sen misin, hayatın tek gerçeği?

F.D 2004-MAYIS


Uzun süre duymadı kulaklarım Chopin Fantasia ‘yı...Suskun ben; hiç okumadım Mona Roza’yı..Takmadı kulaklarım o parlak çiçekli küpeleri bir daha.Herşeye rağmen rahat bakamadım aynada kahve gözlerime o günlerdeki parlak mutluluğu göremem düşüncesinin huzursuzluğuyla .. Grimsi yağmurlu İstanbul sokaklarının toprak kokusunu çok sevmeme rağmen solumadım..Kardelen çiçeği şiirini yok edemedim....Unutamadım.Kaçamadım. Kulakların çınlasın...

24 OCAK 2010-MERVE UTANDI


26 Temmuz 2009 Pazar

Günebakan..



Günebakan

Evvel zaman içinde dostlar ağaçlara ev kurardık
Tatlı bir düş içinde bir yere bir göğe bakardık
Gönlümüz kuş gibiydi dostlar dünyaya kanat açardık
Tutsak değildik zamana başına buyruk yaşardık

Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Ay büyülüydü yakamoz deniz
Ardından koştuğumuz sonbaharlar
Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Artık dönemesek de geriye
Ardından koştuğumuz son zamandır

O zaman bu zamandır dostlar ne ister neyi özleriz
Denizini arıyan akarsulara benzeriz
Pencereler bırak açık kalsın geceleri yağmurlar yağsın
Günebakan düşlerimiz yağmur sesiyle çoğalsın

Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Ay büyülüydü yakamoz deniz
Ardından koştuğumuz sonbaharlar
Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Artık dönemesek de geriye
Ardından koştuğumuz son zamandır

Söz: Meral Özbek
Müzik: Derya Köroğlu

YENİ TÜRKÜ

16 Temmuz 2009 Perşembe

Bazı Şiirlerim..

Istanbul

Beraber olmalıyız bir gün;
İstanbul'a doymalıyız..
Yanaşmalıyız Sarıyer kıyılarına,
Martı sesleri kulağımızda hatıra..
Beykoz'la dost olmalıyız;
Öğle vaktinin boşluğunda.
Güneş atık batmalı Hisar'ın sırtlarında.
Şimdi koşmalıyız el ele Bebek'in kucağına.
Dalgalar kovalamalı bizi hızlıca.
Yol almalıyız soluk soluğa birden Emirgan'a simitle,çaya..
Sonra birden yağmur yağmalı.
Ve ortaköy kapkara.
Küçük bir takanın sesini vapur bastırsa;
Damlalar bizi hayale salsa,
Neş'e gelmeli,gitmeli tasa,
Sahlep isterken göründü boza,
Aşkımız şimdi Yıldız Parkın'da.
Ihlamur'a ne kaldı?
Beşiktaş,Maçka..
Sesler geliyor duysanıza!
Adımlar işitiliyor Balık Pazarın'da,
Dolmabahçe'de yankılanıyor "Hicaz ezanı"
Bu doyumsuz İstanbul Akşamında...

2001 İstanbul
......................................................................................

Arkadaş

Kalbimi aldırmamışım ben...
Birşey söyleyeyim mi “Sende”...
Yazabildiğime göre bu satırları.
Soruyorsun ya bana : “Bir şey içmek ister misin?” diye.
Cevap veremiyorum işte!
Ekliyorsun hemen ardından : “Kendi kararların yok mu senin?” diye.
Haklısın,cevap verebilmeliyim belki de.
“Evet” ya da “hayır” diye.
Peki soruyorum bu kez ben sana :
“Düşündün mü hiç söylediklerimi bir kere bile?”
“Bir şey içmek ister misin?” diye sorduğunda bana;
Verdiğim cevap klasikten öteye gitmedi , niye?
“Sen bilirsin”yanıtından farklı olmuyo işte..
Bunun neden böyle olduğunu sor bir kendine...
Sen bana sorduğunda ;cevabımın neden “sen bilirsin!” olduğunu keşfet kendince!
Yazabildiğime göre kafiyesiz bu satırları sana...
Kalbimi aldırmamışım ...
Kalbini aldırmamışsın sen arkadaşım...
“Sen daha gençsin”dediğinde...
Hala beni düşünebildiğine göre!!!
Sen her defasında benim yerime çoğu fikrime “hayır” dediğinde;
Kendi kararlarımı saklattın içimde...
Söyledikçe kararlarımı,
İkimiz içinde oldu ,derin bir bilmece....
Düşün bir hele “Kalbini aldırmış olsaydın eğer”,
“Olmaz”demezdi dilin,soğuk olmazdı ellerin!Kaçmazdı gözlerin benim gözlerimden ışığını saklamak uğruna bir kere...
“Bir şey içer misin?” diye sorduğunda bana arkadaşım , evet ben sana :”Sen bilirsin”dedim.
Çünkü ben fikirlerimi yüreğimidekilerin cevabını bildiğini iddaa eden sana kilitledim.
Belki de yapamayacağım şeyleri söylediğime inanarak sen,
Beni ellerinle savaşa gönderdin...

20 .11.2005
...............................................................................

Deliyim

Bu gece de bir umudu yolladım karanlığa..
sorun değil alışkınım ben yalnız uçmaya..
hayal kurmak neyime?
gül geç bana deli de..

Görmese de kalbim güneşi..
Isıtmasa da sözlerin yüreğimi..
Seni özlemek neyime?
Gül ,geç bana deli de..

Fırlatılmış bir kağıdım derin denizlerde..
Binlerce harfim karışmış birbirine..
Okutmuyor dalgalar sana yazdıklarımı
Okuyorsun da gülüyorsun?
Düşünmüyorsun.
Sen sadece benim sevgimden emin bir şekilde günleri deviriyorsun..
Söyler misin?
Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Özgürsün hayat senin..
“Ben seni benden kaçsan da beklerim” derim.
Şunu bil ki;
Ben gerçekten deliyim.


03.03.07 saat:01.01

************************

Küs

Gel yeniden buluşalım;
Mor salkımların altında...
Neşemizi bulurken, bırakalım gözlerimizi eskisi gibi bir rüyada dolaşsın!
Rüya ikimizin rüyası,
Besteler ikimizin birbirimize ufak bir armağanı olsun.
Ellerini kopar biran olsun gitarının tellerinden...
Basma benim için sol diyeze!!!
Çıkıver majör tonlardan bu kez,
Minörlere gizle aşkımızı...
Süzülüversin sevgimiz yanaklarımızdan ellerimdeki, senin bana aldığın kırmızı
lalelere!
Hayal gibi doğ içime;
Vur yüreğime birkez daha sıcacık sesinle!
Titresin,dizlerimin bağı çözülsün;ışık saçan mavi gözlerinin esrarını görünce...
Tutuver ellerimi,
Tam kollarındayken “sarıl be sevgilim!” içtenliğinle.
Kuşlar ara versin büyük seranata...
Sen gurubun ufuktaki ihtişamında beni dinle!
Masum bir öpücük yanağımda;
Yeni bir melodi kulağında;
Vur tellere sevdiğim!
Açtığımda gözlerimi yeniden mor salkımların altında...
EYVAH! Bu bir rüya.
Majör tonlar çınlıyor kulaklarımda...
Güneş batmıyor ufukta...
Laleler solgun, kapkara!
İçim acıyor hatırladıkça...
SUSKUNLUK İKİMİZE O GÜNDEN HATIRA!!!!!!!!!!!!!


18 .06.2002-06-18 Göztepe
.........................................

El ele

Senin sabahın benim gecemse;
Gecelere salıverdim kalbimi sessizce...
Bir hayalle süsledim sevgimi
Uçurdum onu sana gizlice.
Aşkın gizemine saklanalım sevgilim,,,
Unutturalım izimizi beraberce el ele...


2009 Eylül

******************

Gülen Ağlar

Sen yağmurun sesine kulak ver,
Dinle doya sıya sevgili...
Camlara gülen yüzler çizme!
Sadece kalbini güldür sevgili;
Zamanla savaşırken o anı korkusuzca yaşa!
Sıkma kendini,yüreğini...
Paylaşmaksa “ sevgi”...
Tutkuysa bir sevgilinin kaderi...
Üzülme,üzme ,düşünme geçmişi.
Aç pencereyi!
Yağmurun sesine kulak ver!
Şimşeklerle yarış sevgili...
Camlara çizme resmini.
İstemeden öldürme hayallerini;
Diyorsun ki “Gülen ağlar!”...
Değiştir dengeleri...
İçinden gelen coşkulu ses;belki de aşar tüm engelleri!!!!!

2005 Mayıs