28 Kasım 2017 Salı

Merak







Neden bu kadar merak ediyorsunuz ki?


Öyle  ya da böyle sizin tahminlerinizin, sizin benzetmelerinizin bizim için pek anlamı yok.


Biz daha onunla yeni tanıştık, birbirimizi yeni yeni tanıyoruz. O benim yer elması yemediğimi bile  bilmiyor daha. Mesela  ben de onun ne tarz giyimden hoşlandığını çözemedim. Yumuşacık bacakları henüz şekillenirken şu aralar kot pantalonları tercih ediyor. Benim elbise, etek ve takılara ilgimin olduğunu çok anladığını sanmıyorum. Bazen benim elbisemi onun zannediyor. Dış görüşüne oldukça önem verirken ayna karşısında saatlerce inceliyor  kendisini ; ama elindeki ödül çikolatası diyet yapmalıyım ,yememeliyim sinyalini beynine  göndermiyor. Bu konu da oldukça rahat. Babası gibi tatlıyla  da arası iyi ,benim sevdiğim lezzetlere de ılımlı bakıyor. Çatalı babası, kaşığı annesi gibi tutuyor. Dağınık saç asla sevmiyor, tokaları çok mühim. Topuzlu hali tıpkı ben, mont giydiğinde sanki babası.


Konuşmuyor henüz akıcı.. Yaramazlığı keşfetme arzusundan hep..


Çiziyor, karalıyor ,elleri kimi gün benim ellerim.. Şarkı söylüyor sesi benden gür. Piyona tuşlarında bilinçsiz gezinirken parmakları do parmağı babası gibi köşeli..


Gözlerinin rengi babasının rengi.. Şeklini  benden almış gibi.. Sağ adımı benim adımım, uyurkenki yüz ifadesi ise ikimizin eseri.


Sokakta gezinirken bizi tanımayanların bazen de tanıyanların cümleleri ne kadar da itici.


Şart mı bana , ona, buna, şuna benzemesi.


O başlı başına bir kişilik ilk kucağıma verildiği andan beri..

Sonra şu da bir  gerçek ki ne hayatlar var, ne hikayeler var bu evdende kimi gizli, kimi apaçık belli..


O bizim bir parçamız yineliyorum cümlelerimi  belki ama inanın hiçbir önemi yok ,bizim için onun  kime benzediğinin tahlili..


Sağlıklı olsun, saygılı olsun, duyarlı olsun, estetik kaygılar taşısın, dürüst olsun, hayırlı evlat olsun, güzel bir dünyada sürdürsün yaşamını, kötü yüreklilerin kurnaz aldatmacalarına kanmasın, yüreği hep temiz kalsın, ailesinin, annesinin, babasının olumlu yönlerini alsın, nazarlardan uzak bir hayatı kazadan ,beladan uzak yaşasın.. Mutlaka hobisi, uğraşısı olsun, sanatı sevsin.. İnsan  olsun!



                                                                                                                                 MERVE UTANDI KALKAN

                                                                                                              
28 Kasım 2017 –Emirgan-İstanbul

21 Kasım 2017 Salı

paket


Sizin sokaklarınızdan geçerim her gün…Sizin  daha önce hiç yaşamadığınız saatlerde hem de..

Hiç geçmediğiniz bilmediğiniz yollara girerim. Çıkmaz  sokak olsa da farketmez. Bir  kere o yola girdimi insan kolay kolay çıkışı bulmak zor gelir.

Her yerin, her bir şeyin bir saati var.. Sizin  de benim sokağımdan geçtiğiniz saatlerde de ben yokumdur belki de..

                                      

Ne garip!

Değişim kurcalar zihnimizi.. Gönül de girer işin içine, akıl da rahat vermez.. Derin bir çelişki denizinde sağa sola savrulurken belki bir dalga kararı verdirtir bize.. Önce  ürpeririz, bilmiyorum ne vakit geliriz kendimize..

Hayat adildir, hayat unutturmaz..

Hayat unutmaz..

Hayat elinden acımasızca hak yenilerek  alınan haklarını en olmadık zamanlarda pat diye sana farklı şekillerle bir paketle, sana özel sunar arzularını. Bu pakette çocukluk hayallerin de saklıdır, amaçlarında, rahat bırakılmayan hedeflerin de. Hatta göz göre göre ,özellikle unutturulup ,pasifize edilmeye çalışılan kimliğini bile bulabilirsin..

Bu paketle toparlanırsın.. Hayata teşekkür edersin..



Sizin sokaklarınızdan geçerim her gün…Sizin  daha önce hiç yaşamadığınız saatlerde hem de..

Hiç geçmediğiniz bilmediğiniz yollara girerim. Çıkmaz  sokak olsa da farketmez. Bir  kere o yola girdimi insan kolay kolay çıkışı bulmak zor gelir.

Sonra kurumuş bir yaprak bulurum, güneşin neşeli oyunlarıyla yarısı kızarmış, yarısı henüz sarı bir yaprak..Tepemden kara biber serpiliyormuşçasına uçan kuş sürülerine gülümserim..

Elimdeki o yaprağı sıkıca tutar, bakarım..

Ne garip!
                                                             MERVE UTANDI KALKAN
                                                          İSTANBUL- EMİRGAN
                                                                 21 KASIM 2017

15 Eylül 2016 Perşembe

ARTIK GELME


Ne hakla evimizdesin?

Seni davet ettik mi? Sinsice,kimbilir neler planlayarak geldin yine.Mevsimin kışa geçmesine az kaldı.Kışın soğuk şartları sana göre değil.Gerçi o zaman istesen de gelemeyeceksin.

Gelme de zaten.

Bu gece de huzurumuzu kaçırmayı başardın.Bravo sana.Beni,eşimi tedirgin ettin.Bizi boşver ,ikimizi geçtim  hadi,geçtim de savunmasız bebeğimizden ne istiyorsun?

İstediğin apaçık belli.Ama hayat herzaman  senin bencilliğin doğrultusunda sürmez.Kusura bakma.Biz önlemimizi alırız.Şaşkın şaşkın,geldiğin gibi içeri giremeden gidersin.

Sesine tahammülümüz yok ne yazık ki.Müzisyen bir ailenin evinde olduğunu hatırlatırım sana.Nasıl da hep aynı tonda mırıldanmayı başarabiliyorsun.O da bir büyük beceri ister.Kulak falan yok sende.Arada mecburen bizim de sesimiz çıkıyor tabi.Sen bu çıkardığımız pat küt seslerini sana eşlik ediyor,vokal  yapıyoruz ,ardından da tebrik ediyoruz seni diye düşünme.Dürüstçe söylemek gerekirse berbat bir sesin var.Hele geceleri hiç çekilmiyorsun.Lütfen şarkı söyleme.

Sen şimdi otur ve bence dua et bebeğimize…Senin gelmeni engellemek adına çok daha farklı önlemler alırdık da ne yazık ki bunları uygulayamıyoruz.Sağlık açısından zararlı.Bebeğimizin pembe beyaz porselen teni güneşin doğuşuyla bir bakmışız ki sayende gözle görülür değişimlerle dolu benek benek.

Bu sana son uyarım..Artık bizi rahatsız etme.Duydun mu beni? Seni görmek istemiyoruz. Ne kadar akraban varsa bay yada bayan sivrisinek onlara da bu yazıyı oku.

Haydi sana güle güle..

                                                                Merve UTANDI KALKAN/ 15 Eylül 2016

20 Ağustos 2016 Cumartesi


 
BEBEĞİM NİLSUM  NİCE YAŞLARA...
Küçükken en sevdiğim oyunlardan birini sorsanız size kuracağım ilk cümle  evcilik oynamak olucaktır.Saatlerce sıkılmadan kendimce kurduğum ve hayal dünyamı yansıttığım küçük mekanlarda bazen çorba pişirir,bazen de bebeğimin saçlarını örmeğe çalışırdım.Örmeğe çalışırdım çünkü güzel bebeklerimin gözleri,giysileri,kucağımda,ellerimle  tuttuğumda gerçek bebeğe benzemelerine kadar herşeyleri mükemmeldi.Tek eksiklikleri saçları kısacıktı.Öremezdim.Toka taksam asla tutmazdı,belki arada lastik bir bant ile saçlarını  süsleyebilirdim.Daha sonraki zamanlarda birçok Barbie bebeğim oldu evet onlar çok çok uzun saçlara sahiptiler ama yüzlerinde bebeklere ait masum, o saf ifade ne yazık ki olmadığından ben et bebek tabir edilen sevimli ,yumuşak, tombul bebeklerle oynamaya bir süre devam ettim.Bunları neden anlattım bilmiyorum ama sanırım kendi gerçek bebeğim Nilsum ile özleştirdim şuanki durumumu.

Evet bundan tam bir yıl önce Allah’ın en büyük mucizelerinden biri gerçekleşti.Tıpkı evcilik oynarken tişörtümün altından yastıklar sokup, dev bir karın oluşturduğum oyunlar gibi karnım kocamandı.Bir yıl önce bugün ben Nilsum’a hamileydim ve öğlen saatlerinde ameliyata girdim.Çok ağladım doğuma giderken, korkuyordum.Onu biran önce görmeyi çok istiyordum.Kollarımın  arasında bana bakmasını,onu koklamayı hayal ediyordum.Eşimden ailemden zor ayrıldım.Ya dönemezsem düşüncesiyle bebeğimi doğurmak için sevgili doktorum Başar Önal’a bıraktım kendimi.Ameliyathanede şarkılar çalıyordu.Müzisyen olduğum için doktorum hemşirelere radyo açmalarını söyledi.Duamı ettim.Ayıldığımda karnım çok ağrıyordu.Üzerimdeki çarşaftan karnıma dokunduğumda dokuz aydır alışıkın olmadığım bir görüntü vardı karşımda karnımın içi bomboştu ama yol arkadaşımın içimdeki yolculuktan dünya yolculuğuna geçişi sağlıkla başlamıştı çok şükür.Ben de hayattaydım.Allahım’a binlerce kez şükürler olsun.Mutluydum.O an meraklıydım tabi.Gözlerim ameliyat sırasında sürülen ilaçlardan dolayı buğuluydu zor ayılmıştım, ayılış anımı sesleri çok net hatırlıyorum.

Sedyeyele birkaç büyük  kapıdan çıktık.Babam ,annem,eşim yanımdaydı.Hatta eşim beni çok merak etmiş,bebeği  görüp yanıma gelmişti.Odaya hastane odasındaki yatağıma yatırdılar beni.Ojeme ,parfümüme,rujuma,göz kalemime rimelime ,geceliğimle uyumlu saç bantım,kolyem ve terliğime kadar başucuma eşyalarımı süslenmek üzere hazırlamıştım.Bebeğimin şerefine eşimle seçtiğimiz süsler odayı şenlendirmişti ; beyaz pembe uyumuyla.Fotoğrafçımız Türkan da doğum günü olmasına rağmen bugün için yanımızdaydı.Büyükbaba,büyükanne,amca,kuzenler,halalar,anneanne,dede,sevgili arkadaşlarım eşim  ve ben  odadaki herkes bebeğimin gelmesini bekliyorduk.Kapı açıldı minnoş kediciğim süslenmiş  eldivenlerini,beresini takmış,pembe puantıyeli  beyaz tulumuyla kollarımdaydı.Gözyaşlarıma hakim olamadım.”Şimdi napıcam ben” dediğimi hatırlıyorum.Minik bedeniyle ,yumruğu kadar ufacık kalbiyle nefes alan kızım göğsümün tam ortasında süt emme mücadelesi veriyordu.Hem de hiç zorluk çekmeden kırk yıldır yaşıyormuşcasına.Çok mutluydum.O da neydi,bebişim Nilsu çok gür saçlara sahip değildi.Evcilik oyunlarındaki bebekler gibiydi saçsız da değildi ama saçlarını örmek için bir bir buçuk yıl geçmeliydi.Şaka bir yana biraz hayal kırıklığına uğramıştım.

Sana alıştık,bağlandık,uykusuz gecelerimiz oldu,susmadan ağladığın saatler oldu.Adım adım her evrende farklılıklar gösterdin,bambaşka uğraşlara hobilere yönelttin bizi.Evimizin en önemli bireyisin,en basit eylemleri bile seni düşünerek seni düşünerek yapıyoruz .Su içmek,yürümek,diğer ihtiyaçlarımız hep sana göre tasarlanıyor.Sen bize neş’e ,huzur,uğur getirdin..

Doğum günün kutlu olsun mavişim,komiğim,meleğim,herşeyim.İyi ki doğdun.İyi ki varsın..

Sen hiç üzülme.Rabbim öncelikle bebek isteyen tüm bireylere annelik babalık duygusunu tattırsın.Sana ve dünyadaki tüm bebeklere sağlık,neş’e versin.Barış dolu bir dünyanın çocukları olun ki,gençliğinizde huzur bulun,sizlerin yetiştirdiği aydın başarılı evlatlar nesilden nesile uzansın.

Uzun uzun yıllar birlikte sağlıkla yaşayalım inşallah.Başarıların daim olsun.Seni çok çok çok seviyorum Nilsuş’um..Nice yaşlara anneciğim..

“Tonton kedicik,

Minnoş bebecik,

Annesinin tombişi,tombiş kedisi..”

Diye mırıldanarak ; sana yaptığım bestemle yazımı sonlandırıyorum..Sen içerde beni bekliyor ağlıyorsun..Hemen yanına koşuyorumJ
                                                    Annen Merve UTANDI KALKAN
                                                         20 Ağustos 2016