26 Ekim 2009 Pazartesi

9 Ekim 2009 Cuma

Konserlerim..

2009-2010 Sezonunda Vereceğim Konserlerin Tarihleri:

1.Etkinlik:
14 Aralık 2009 Pazartesi
Sabancı Türk Müziği Korosu Konseri
saat:20.00
yer:Sabancı Center
solist:Merve Utandı

2.Etkinlik:
06 Aralık 2009
Aşiyan Musiki Derneği Korosu Konseri
Saat: 19:00
solist:Münip Utandı
YER: Yeditepe Üniversitesi- İnan Kıraç Salonu
konser ücretsizdir.

3.etkinlik:
"Anne ve bebek sağlığı yararına yapılacaktır. "
Solistler:Merve Utandı-Münip Utandı
Şiirler ve sunan:Mithat Özyılmazel
Konserin adı: Yüzyılın İstanbul Şarkıları ve Şiirleri
Yer:Caddebostan Konseri
Tarih:14 Ocak 2010 Perşembe
Saat:20.00

8 Ekim 2009 Perşembe

Münip Utandı

JB2N0158

Sizlere tanıtacağım sanatçı çok yakından tanıdığım bir kişi. Klasik Türk Müziğinin gelmiş geçmiş en iyi icracılarından,usta yorumcularından biri olan babam "Münip Utandı". Espri bir yana gerçekten bu satırları yazarken zorlanıyorum, mütevazi davranmayacağım,davranırsam büyük bir haksızlık yapmış olurum ona. Çünkü elimizin beş parmağını geçmeyecek kadar az sayıda olan ve öz musikimizi gerçek anlamda hakkıyla yorumlayan icracılar hakikaten yok gibi..

Görüntü009 Görüntü011

Babam ; o parmakların benim gözümde ilk parmakları..Bu düşüncelerim,eleştiriler; sadece benim değil gerçek anlamda klasik Türk müziğinden anlayan üstadların, düşünürlerin, hocaların, yazarların, müzik zevki gelişmiş bireylerin,sanattan anlayan sanatçıların da düşünceleri...Evet ben size müzisyen babam Münip UTANDI'yı tanıtacağım..Şimdilik sözlerim bu kadar...

3078_77075988852_777348852_1710404_4864041_n

Münip Utandı…

24 Ağustos 1952 yılında Antakya’da doğdu. İlk,orta ve lise öğrenimini bu şehirde tamamladı.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesin’deki yüksek öğrenimi sırasında Ruhi Ayangil yönetimindeki Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Korosu’na Prof.Dr.Ali Rıza Kural yönetimindeki İ .Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Korosu’na Melahat Pars yönetimindeki Kadiköy Musiki Cemiyeti’ne ve daha sonra Süheyla Altmışdört ve Ender Ergün yönetimindeki Üniversite Korosu’na devam etti.

n777348852_531792_90

1976 yılında kurulan İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun ilk kadrosunda yer aldı. Bu tarihten itibaren büyük destek ve teşvik gördüğü Nevzat Atlığ ile çalışmalarını sürdürdü.Koronun yurt içinde ve yurt dışında verdiği konserlerde tv ve radyo programında solist olarak görev aldı.Çok sayıda özel konser veren Utandı tv dizilerine, tiyatro oyunlarına ve radyofonik piyeslere sesi ile katkıda bulundu. Uluslarası İstanbul Festivali, Bach Günleri,Gaetano Donizetti Bergamo Musica Festival,Akl-ı Selim’in Müziği,Ülker Türk Müziği Günleri, Gülnihal, Uluslarası Adalar Festivali, Nardis Jazz Club gibi birçok müzik festivallerine ve etkinliklerine solist olarak katıldı.

munip_utandi kons-2

Yansımalar,İnce Saz, Neva Saz,Ruhi Ayangil Meşk Birimi gibi birçok topluklarla konserler vermektedir. Sesinin genişliği ve orijinal rengi ile son dönemin önde gelen yorumcularından biri olarak kabul edilmektedir.Münip Utandı’nın “Aynalıkavak’tan Kalamış’a”, “Münip Utandı”,“Bitmese Sevgi”, “Seslenişler Bekleyişler”, “Gidem Dedim”, “Boğaziçi” ve “Fikrimin İnce Gülü”, “Eski Şarkılar” adlı sekiz albümü yayınlanmıştır.Ayrıca Türk Hava Yolları 75.yıl anısına 75 Büyük Usta adlı cd çalışmasında Türk Müziğinde II.Klasik Dönemi seslendirdiği bir cd çalışması da bulunmaktadır. Müzik dışında stilize resim çalışmalarında da bulunan sanatçı bu konudaki eserlerini 1994 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesin’de düzenlediği bir sergide değerlendirmiştir.Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı’nın mütevvelli heyetinde olan olan Utandı bu vakfın yararına zaman zaman konserler vermektedir. Bir dönem Açık Radyo’da da “Unutulmuş Ne Varsa” isimli solo programı canlı olarak sunan Münip Utandı; ayrıca İTÜ Devlet Konservatuarı’nda uslüp, repertuar ve yorum dersleri vermektedir.Halen görev yaptığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosun’nda uzun yıllar sanat kurulu üyeliği de yapan Münip Utandı ses sanatçısı Ceyda Utandı ile evli olup; İTÜ Türk Müziği Konservatuarı’ndan yüksek lisans mezunu ses sanatçısı Merve Utandı’nın babasıdır.

Münip Utandı ile ilgili birçok link ve site var. Bunlardan bazıları;

kişisel web sayfası

dolandagel sunumu

facebook sunumu

youtube videoları

23 Eylül 2009 Çarşamba

Özlüyorum..

Hepimiz günlük koşturmacalı yaşantımızın bir anında ister istemez içinde bulunduğumuz zamanı geçmişle kıyaslama olayına gireriz. Mutluluğumuzda, mutsuzluğumuzda belleğimizde bir fotoğraf albümü gibi arşivlenmiştir.Bazı kareler sararmıştır,bazılarının üzerinde koca bir sis bulutu oturmuştur.Bazıları ise ilk günkü yaşanmışlığının canlı renkleriyle hatırımızdadır.Ben daha çok beni mutlu eden,canlı renklerini koruyan kareleri özledim bu aralar.Kızıltoprakta’ ki doğduğum kırksekiz taksim dört nolu (48/4) Kat Apartmanın’da kızarmış ekmeğin boğaz yakıcı burnumda yer etmiş keskin kokusuyla uyanmayı,camın kenarındaki yatağımdan kalkarak perdeyi araladığımda üst komşumuzun canice aniden bir sabah kesiverdiği sulu meyva veren bodur şeftali ağacını görmeyi,geceleri ise balkonumuza yansıyan Fenerbahçe Feneri’nin göz kırpan ışığını taklit etmeyi,babam askerdeyken masum bir farenin; fareden çok korkan annem tarafından kapana kıstırılmasına tanık olduğum o komik unutulmaz geceyi, öğretmen olan halamın Kütahya’dan gelip ; elinde benim için aldığı bir torba hediyelik eşya ile kapıda durup sürpriz yapmasını,onu çimdiklemelerimi,o gitmeden mutlaka bir eşyasını saklamalarımı,yine onun yatıya kaldığı gecelerde sağır odun sobamızın ısıtmadığı salona kurulan yer yatağında oynadığımız oyunları,bitmeyen uzun gece sohbetlerimizi,bana aldığı ayakkabı şeklindeki “ayakkabımı nasıl doğru bağlarım”adlı kitabı defalarca okumama rağmen fiyonk yapamayışımı ve kırmızı elbiseli süslü miss pigy bebeğimi,beş yaşına kadar zevkle emdiğim tiryakisi olup bırakmakta zorlandığım benim tabirimle “beyaz meme”dediğim emziğimi,hayatında ağzına meyve koymamışlığıyla dikkatimi çeken komşumuz Habibe teyze’nin sesini,Vikingler çizgi filminin neşeli şarkısını,İlkokul öğretmenimin usanmadan verdiği bitmeyen uzun özetleri,matematik problemlerini, badana yaptırdığımızın ertesi sabahı duvarları dalmaçyalı köpeğin desenine çeviren tüten sobamızın is kokusunu ve mandalina yedikten sonra soyduğum kabuklarını sobanın kızgın sıcağına koyarak eve yayılan nefis mandalina kokusunu,kuzenlerimle oynadığım evcilik oyunlarını,dergilerin tüm sayfalarındaki resimlerden işaret parmağımızı koyarak seçtiğimiz “bu resimdeki benim” derkenki heyecanlı seslerimizi,barbielerimize bir stilist ciddiyetiyle saatlerce odaya hapsolarak diktiğimiz elbiseleri,bayramlarda Antakya’ya gitmelerimizi,yediğim acılı kebapları,et yemeyen kuzenlerime inat, ben et ve çiğ köfte yiyorum diye büyükbabamın yüzündeki sevinç ifadesini ve benimle bu sebepten ötürü gurur duyuşunu,onların evinde kuzenimle gazete çıkarma projelerimizi,büyükbabamın bir kimyager gibi mutfakta baharatlarla oynarak yaptığı hayatımda yediğim en lezzetli çiğ köfteleri, babaannemin güzel dileklerini,dualarını, “canım babaannem”diye bana hitap edişini, “sarı kurdelem”adlı türküyü kendince yorumlayışını,kağıt bebek kitaplarımı, walt disney ansiklopedilerimi,diğer müzisyen dedemle şakalaşmalarımızı,apartmanımıza yavrulayan kedi yavrularının babaları tarafından katledilişinin verdiği acıyı,babamın “Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey” dizeleriyle tanburuyla yaptığı solo provalarının odama yansıyan huzur dolu seslerini, Fenerbahçe’den kiraladığımız akşama kadar üzerinden inmediğimiz,o zamanlar yüzme bilmeyen benim cesaretle üstünden denize atladığım beyaz kayığı,Kadiköy’de bir okulun oyun bahçesine bakmak için demir parmaklıklar arasına soktuğum kafamı bir türlü çıkaramayışımda duyduğum acıyı,her haftasonu babamın elinden tutarak beni götürdüğü kırtasiyede resim defteri ve sulu boya satın alışlarımızı,kar yağdığında pencerelerimizden sarkan buz kütlelerini,karlı bir günün sabahında gözlerimi açtığımda çay tepsisinden bana gülümseyen minyatür kar adamın babam tarafından özenle yapılışını, annemin işe gitmeye hazırlanırken yaptığı uzun süren makyajlarını,geceleri özel metal bigudilerle sardığı saçlarının komik görüntüsünü,yine radyo dinleme aşığı annemin dinlediği radyo programında yer alan reklamların müziğini,ezberlediğim banka reklamlarının sözlerini,Trt’de her hafta merakla izlediğim “Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi”adlı çocuk programının o yaşta beni duygulandıran melodisini,oynamaya kıyamadığım annemlerin ilk karne hediyesi olan barbiemin kuaför salonunu,Antakya’dan babaannemlerin yolladığı geleneksel yemeklerle dolu olan ve paket bağlarını dedemin yaptığı koliyi bir an önce heyecanla açmayı, okuldan eve geldiğimde sokak kapısının başından burnuma tüten büyük sürpriz mantı yemeğinin kokusunu çok özlüyorum.Diş hekimi,müzisyen Haki amca’mın sigara yaldızından yaptığı üç boyutlu parlak kurbağı,tombul kollarımı onun deyimiyle ısırıp yuvarlak bahçe yaptığı günleri,eşi İlknur Teyzem'in bana "kiçek"diye hitap etmesini,annem ve babamla gittiğimiz sıkılmadan zevkle dinlediğim musiki toplantılarının olduğu geceleri,Mithat amcam’ın bu gecelerde okuduğu şiirleri,anlattığı şiveli fıkraları,Cumartesi sabahları erkenden uyanıp bir heves gittiğim klasik koronun Atatürk Kültür Merkezin’deki konser provalarını,annemin ve babamın,iş arkadaşlarıyla oturduğum yerden bana bakarak okudukları şarkıları sanki benim için söylüyorlar düşüncesiyle dinlediğim saf çocukluğumu,her Pazar özveriyle gittiğim Prof.Dr.Nevzat Atlığ yönetimindeki Devlet Klasik Türk Müziği korosunun konserlerini izlemeyi,sahneden annemin ve babamın seyirciler içinde oturan masum çocukları “beni” bakışlarıyla güldürmelerini,gözlerimi kapatarak bir an için büyüdüğümü kendimi o koronun bir üyesi olarak koronun sanatçılarından çok sevdiğim Hülya Teyze’nin yanında hayal ettiğim zamanları,büyüyünce ne olmak istediğimin cevabını verdiğim o yılları, müzisyen olmak için yaptığım çalışmaların yoğun tempolu günlerini çok özlüyorum.

MERVE UTANDI Eylül-2009